Sureler

Yasin Suresi

Bu sayfada sırasıyla (hemen aşağıda)

1 – Yasin Suresi okunuşu (Yasin Suresi Türkçe Okunuşu), devamında

2 – Yasin suresi anlamı (Yasin suresi Türkçe meali), devamında

3 – Yasin suresi okunuşu video (dilerseniz videoyu açıp Yasin suresi Türkçe okunuşu bölümünden takip edebilirsiniz.) devamında

4 – Yasin suresi Arapça okunuşu (Arapça’sını yazılmış olarak) bulabilirsiniz.

Yasin suresi okumadan önce okunacak dua için lütfen burayı tıklayınız.

Yasin suresi okuduktan sonra okunacak dua için lütfen burayı tıklayınız.

Yasin Suresi Fazileti (Yasin Suresinin Fazileti) için lütfen burayı tıklayınız. (Bu yazıyı mutlaka okuyunuz)

 

Yasin Suresi Okunuşu

(Yasin suresi Türkçe Okunuşu)

Bismil-lâhir Rahmâni-r Rahîm

(1) Yâ – sîn

(2) VeI-Kur’ên-iI hakîm

(3) İnneke IemineI mürseIîn

(4) A’Iâ sırâtin müstekîm

(5) TenzîIeI azîzir-rahîm

(6) Litünzira kavmen mâ ünzire êbêühüm fehüm ğâfiIûn

(7) Legad hakkaI-gavIü a’Iâ ekserihim fehüm Iâ yü’minûn

(8) İnnâ cea’Inâ fî a’nâgihim eğIêIen fehiye iIeI ezgâni fehüm mugmehûn

(9) Ve cea’Inê min beyni eydîhim sedden ve min haIfihim sedden fe-eğşeynêhüm fehüm Iâ yübsirûn

(10) Ve sevêün aIeyhim e-enzertehüm em-Iem tünzirhüm Iâ-yü’minûn

(11) innemê tünzirü menitteba’z-zikra haşiyer-rahmâne biIğaybi febeşşirhü bimağfiretin ve ecrin kerîm

(12) İnnê nahnü nuhyiI mevtê ve nektübü mê kaddemû ve êsêrehüm ve küIIe şey’in ahsaynêü fî imêmin mübîn

(13) Vedrib Iehüm meseIen ashâbeI garyeh. İz cê-eheI mürseIûn

(14) İz erseInê iIeyhi müsneyni fekezzebûhümâ fe-a’zzeznê bisâIisin fekâIû innâ iIeyküm mürseIûn

(15) GâIû mê entüm iIIâ beşerün misIünê vemâ enzeIerrahmânü min şey’in in entüm iIIâ tekzibûn

(16) GâIû rabbünâ ya’Iemü innâ iIeyküm IemürseIûn

(17) Vemâ a’Ieynâ iIIeI beIâğuI mübîn

(18) GâIû innâ tedayyernê biküm Iein Iem tentehû Ie nercümenneküm veIe yemessenneküm minnâ azâbün eIîm

(19) GâIû dâ-iruküm mea’küm ein zükkirtüm beI entüm kavmün müsrifûn

(20) Vecê-e min aksaImedineti racüIün yes’â gâIe yê gavmittebiu’I mürseIîn

(21) İttebi’û men Iê yeseIüküm ecran ve hüm mühtedûn

(22) Vemâ Iiye Iâ a’büdüIIezî fedaranî ve iIeyhi türce’ûn

(23) Eettehizü min dûnihî êIiheten in yüridnirrahmânü bi-durrin Iâ tuğni annî şefâa’tühüm şey’en veIâ yüngizûn

(24) İnnî izen Iefî daIêIin mübîn

(25) İnnî âmentü birabbiküm fesme’ûn

(26) GîIedhuIiI cenneh, gâIe yâIeyte kavmî yâ’Iemûn

(27) Bimê ğaferaIî rabbî ve cea’Ienî mineI mükramîn

(28) Vemê enzeInâ a’Iâ gavmihî min ba’dihî min cündin minessemêi vemâ künnâ münziIîn

(29) İn kênet iIIâ sayhaten vâhideten feizêhüm hâmidûn

(30) Yâ hasraten a’IeI i’bâd mâ ye’tîhim min resûIin iIIâ kânûbihî yestehziûn

(31) EIem yerev kem ehIeknê gabIehüm mineI gurûni ennehüm iIeyhim Iâ yerci’ûn

(32) Ve in küIIün Iemmâ cemî’un Iedeynâ muhdarûn

(33) Ve âyetün Iehümü-I arduI meyteh ahyeynâhâ ve ahrecnâ minhâ habben fe minhü ye’küIûn

(34) Ve cea’Inâ fîhê cennâtin min nahîIin ve a’nâbin ve feccernâ fîha mineI u’yûn

(35) Liye’küIû min semerihî vemâ amiIethü eydîhim efeIâ yeşkürûn

(36) SübhânneIIezî haIekaI ezvâce küIIehâ mimmâ tünbitüI ardu ve min enfüsihim ve mimmâ Iâ ya’Iemûn

(37) Ve âyetün IehümüIIeyl nesIehu minhünnehêre fe izâhüm muzIimûn

(38) Veşşemsü tecrî Iimüstekarrin Iehê zâIike takdîruI azîziI aIîm

(39) VeIgamera kaddernêhü menâziIe hattâ â’dekeI urcûniI kadîm

(40) Leşşemsû yenbegî Iehâ en tüdrikeI kamera veIeIIeyIü sâbikunnehâr ve küIIün fî feIekin yesbehûn

(41) Ve êyetüI-Iehüm ennê hameInâ zürriyyetehüm fiI-füIkiI meşhûn

(42) Ve haIegnê Iehüm min misIihî mâ yarkebûn

(43) Ve in neşe’ nüğrighüm feIê sarîha Iehüm veIâhüm yüngazûn

(44) İIIê rahmeten minnâ ve metê’an iIâ hîn

(45) Ve izâ gîIe Iehümüttekû mâ beyne eydîküm vemâ haIfeküm Iea’IIeküm türhamûn

(46) Vemâ te’tîhim min êyetin min êyâti rabbihim iIIâ kênû anhâ mu’ridîn

(47) Ve izê gîIe Iehüm enfigû mim-mâ rezagakümüIIâhü, gâIeIIezîne keferû, IiIIezîne êmenû enut’ımü menIev yeşâuIIâhü et’ameh, in entüm iIIâ fî daIêIin mübîn

(48) Ve yegûIûne metê hêzeI va’dü in küntüm sâdikîn

(49) Mê yenzurûne iIIâ sayhaten vâhideten te’huzühüm vehüm yehissimûn

(50) FeIâ yestedîûne tevsıyeten veIê iIâ ehIihim yerciûn

(51) Ve nüfiha fîssûri feizêhüm mineI ecdêsi iIâ rabbihim yensiIûn

(52) GâIû yâ veyIenê men bea’senê min merkadina hêzê mê vea’derrahmênü ve sadegaI mürseIûn

(53) İn kânet iIIê sayhaten vâhideten feizê hüm cemî’un Iedeynâ muhdarûn

(54) FeIyevme Iâ tuzIemu nefsün şeyen veIê tüczevne iIIâ mâ küntüm tâ’meIûn

(55) İnne ashâbeI cennetiI yevme fîşüğuIin fêkihûn

(56) Hüm ve ezvâcühüm fî zıIâIin a’IeI erâiki müttekiûn

(57) Lehüm fîhê fâkihetün ve Iehüm mâ yedde’ûn

(58) SeIêmün kavIen min rabbin rahîm

(59) VemtêzüI yevme eyyüheI mücrimûn

(60) EIem a’hed iIeyküm yê benî êdeme en Iê te’büdüşşeytân innehû Ieküm adüvvün mübîn

(61) Ve enî’büdûnî, hêzê sırâtun müstekîm

(62) Ve Iegad edaIIe minküm cibiIIen kesîrâ efeIem tekûnû ta’gıIûn

(63) Hâzihî cehennemüIIetî küntüm tûa’dûn

(64) lsIevheI yevme bimâ küntüm tekfürûn

(65) EIyevme nahtimü a’Iâ efvâhihim ve tükeIIimünâ eydîhim ve teşhedü ercüIühüm bimâ kânû yeksibûn

(66) VeIev neşâü Iedamesnê a’Iâ a’yunihim festebekus sırâta fe ennâ yübsirûn

(67) VeIev neşâü Iemesahnâhüm a’Iâ mekânetihim femestedâ’û mudıyyev-veIâ yerciûn

(68) Ve men nüa’mmirhü nünekkishü fiIhaIg, efeIê ya’kiIûn

(69) Ve mê a’IIemnâhüşşi’ra vemâ yenbegî Ieh in hüve iIIâ zikrün ve gur’ênün mübîn

(70) Liyünzira men kêne hayyen ve yehıkkaI kavIü aIeI kâfirîn

(71) EveIem yerav ennâ haIaknê Iehüm mimmâ a’miIet eydînê en â’men fehüm Iehê mêIikûn

(72) Ve zeIIeInêhê Iehüm feminhê rakûbühüm ve minhâ ye’küIûn

(73) Ve Iehüm fîhê menâfi’u ve meşârib efeIê yeşkürûn

(74) Vettehazû min dûniIIâhi êIiheten Iea’IIehüm yünsarûn

(75) Lâ yestedîû’ne nasrahüm ve hüm Iehüm cündün muhdarûn

(76) FeIâ yahzünke gavIühüm. İnnâ na’Iemü mê yüsirrûne vemâ yu’Iinûn

(77) EveIem yeraI insênü ennâ haIaknêhü min nutfetin feizê hüve hasîmün mübîn

(78) Ve darabe Ienê meseIen ve nesiye haIgah gâIe men yuhyiI i’zâme ve hiye ramîm

(79) GuI yuhyiheIIezî enşeehê evveIe merrah ve hüve biküIIi haIkın aIîm

(80) EIIezî cea’Ie Ieküm mineşşeceriI ahdari nêran feizâ entüm minhü tûgidûn

(81) EveIeyseIIezî haIagassemâvati veI arda bigâdirin a’Iâ ey yahIüga misIehüm, beIâ ve hüveI haIIâguI aIîm

(82) İnnemê emrühû izê erâde şey’en en yegûIe Iehû kün, feyekûn

(83) FesübhaneIIezî biyedihî meIekûtü küIIi şey’in ve iIeyhi türceû’n.

 

Yasin Suresi Anlamı

(Yasin Suresi Türkçe Anlamı) (Yasin Suresi Türkçe Meali)

1 – Yâsîn.

2-3 – Ey Muhammed! Hikmetli Kur’ân’a andolsun ki, sen risâlet görevi

4 – Dosdoğru bir yol üzerindesin.

5-6 – Babaları korkutulmamış ve kendileri de gafil olan bir kavmi, çok güçlü ve çok merhametli olan Allah’ın indirdiği (Kur’ân) ile korkutasın.

7 – Andolsun ki onların çoğunun üzerine azab sözü hak olmuştur. Onlar imana gelmezler.

8 – Çünkü biz onların boyunlarına kelepçeler geçirmişiz. O kelepçeler çenelerine dayanmıştır da burunları yukarı, gözleri aşağı somurtmaktadırlar.

9 – Hem önlerinden bir sed, arkalarından bir sed çekmişiz, kendilerini sarmışızdır. Baksalar da görmezler.

10 – Onları korkutsan da korkutmasan da onlara göre birdir, inanmazlar.

11 – Sen ancak Kur’ân’a tabi olan ve görünmediği halde Rahman olan Allah’tan korkan kimseyi sakındırırsın. İşte onu bir bağışlanma ve çok şerefli bir mükafatla müjdele.

12 – Gerçekten biz ölüleri diriltiriz, onların önceden yapıp gönderdiklerini ve bıraktıkları eserlerini yazarız. Zaten biz her şeyi açık bir kütükte, bir “imam-ı mübin”de (ana kitapta, yani Levh-i mahfuzda) sayıp tesbit etmişizdir.

13 – Sen onlara, o şehir halkını örnek ver. Hani oraya peygamberler gelmişti.

14 – Hani biz onlara iki peygamber göndermiştik, fakat onlar ikisini de yalanlamışlardı. Biz de (onları) üçüncü bir peygamberle destekledik. Onlara: “Şüphesiz ki biz size gönderilmiş elçileriz.” dediler.

15 – Onlar da: “Siz bizim gibi insandan başka birşey değilsiniz, hem Rahman olan Allah, hiçbir şey indirmedi. Siz sadece yalan söylüyorsunuz.” dediler.

16 – Peygamberler dediler ki: “Rabbimiz biliyor ki biz gerçekten size gönderilmiş elçileriz.”

17 – “Bize düşen de sadece apaçık tebliğdir.”

18 – Onlar dediler ki: “Herhalde biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Eğer bu işten vazgeçmezseniz, andolsun ki, sizi hiç tınmadan taşlarız ve mutlaka bizden size pek acıklı bir azab dokunur.”

19 – Peygamberler de şöyle cevap verdiler: “Sizin uğursuzluğunuz beraberinizdedir. Size öğüt verildi diye mi (uğursuzluğa uğradınız)? Doğrusu siz israfı âdet etmiş bir kavimsiniz.”

20 – O sırada şehrin ta ucundan bir adam koşarak geldi ve: “Ey kavmim! Uyun o elçilere!”

21 – “Uyun sizden hiçbir ücret istemeyen o zatlara ki, onlar hidayete ermişlerdir.”

22 – “Bana ne oluyor da kulluk etmeyecekmişim beni yaratana? Hep döndürülüp O’na götürüleceksiniz.”

23 – “Hiç ben O’ndan başka ilâhlar edinir miyim? Eğer O Rahman, bana bir zarar dileyecek olsa, onların şefaati benden yana hiçbir şeye yaramaz ve onlar beni kurtaramazlar.”

24 – “Şüphesiz ki ben, o zaman apaçık bir sapıklık içinde olurum.”

25 – “Şüphesiz ki ben, Rabbinize iman getirdim, gelin dinleyin beni.”

26 – (Sonra ona) “haydi gir cennete!” denildi. O da dedi ki: “Ne olurdu kavmim bilseydi!”

27 – “Rabbimin beni bağışladığını ve beni kendilerine ikram edilen kullarından kıldığını.”

28 – Biz arkasından kavminin üzerine bir ordu indirmedik, indirecek de değildik.

29 – Sadece bir gürültü oldu, onlar da hemen sönüverdiler.

30 – Yazıklar olsun o kullara ki, kendilerine glen her bir peygamberle mutlaka alay ediyorlardı.

31 – Görmediler mi ki, kendilerinden önce nice kuşakları helak etmişiz. Onlar artık kendilerine dönüp gelmiyorlar.

32 – Onların hepsi toplanıp, sadece bizim huzurumuza getirilmişlerdir.

33 – Hem bir delildir onlara ölü toprak. Biz ona hayat verdik ve ondan taneler çıkardık da ondan yiyip duruyorlar.

34 – Biz orada hurmalıklardan, üzüm bağlarından bahçeler yaptık. İçlerinde pınarlardan sular fışkırttık.

35 – (Bunu), Onun ürününden ve kendi elleriyle yaptıklarından yesinler diye (yaptık). Hâlâ şükretmeyecekler mi?

36 – Yerin bitkilerinden, kendi nefislerinden ve daha bilemeyecekleri şeylerden bütün çiftleri yaratan Allah’ın şanı ne yücedir.

37 – Gece de onlara bir delildir. Biz ondan gündüzü soyar çıkarırız, bir de bakarlar ki karanlığa dalmışlar.

38 – Güneş de bir delildir ki kendi yolunda akıp gidiyor. İşte bu çok güçlü ve her şeyi bilen Allah’ın takdiridir.

39 – Ay’a gelince, ona menziller tayin ettik. Nihayet o eski hurma salkımının çöpü gibi (yay haline) dönmüştür.

40 – Ne güneşin aya çatması yaraşır, ne de gece gündüzü geçebilir; onların her biri kendi yörüngesinde yüzerler.

41 – Onlar için bir delil de bizim, onların neslini dolu bir gemide taşımamızdır.

42 – Yine kendileri için onun gibi binecek şeyler yaratmamızdır.

43 – Eğer dilesek onları boğarız da o zaman ne onların feryadına yetişen bulunur, ne de onlar kurtarılır.

44 – Ancak tarafımızdan bir rahmet ve bir zamana kadar yaşatmak başka.

45 – Durum böyle iken onlara: “Önünüzdekinden ve arkanızdakinden korkun ki size rahmet edilsin” denildiği zaman,

46 – Ve kendilerine Rablerinin âyetlerinden herhangi bir âyet geldiği zaman mutlaka ondan yüz çevirirler.

47 – Onlara: “Allah’ın size rızık olarak verdiği şeylerden hayra harcayın” dendiği zaman, o kâfirler, müminler için: “Allah’ın dileyince doyurabileceği kimseyi biz mi doyuracağız? Siz apaçık bir sapıklık içinde değil de nesiniz?” dediler.

48 – Yine onlar: “Eğer doğru söylüyorsanız bu (kıyamet) vaadi ne zaman?” diyorlar.

49 – Onlar sadece bir tek çığlığa bakıyorlar, bir çığlık ki, onlar çekişip dururken kendilerini yakalayıverir.

50 – O zaman bir vasiyette bile bulunamazlar. Ailelerine de dönemezler.

51 – Sûr’a üfürülmüştür, bir de ne baksınlar kabirlerinden Rablerine doğru akın ediyorlar.

52 – Onlar: “Eyvah başımıza gelenlere! Mezarımızdan bizi kim kaldırdı? O Rahmân’ın vaad buyurduğu işte bu imiş. Gönderilen peygamberler de doğru söylemişler” derler.

53 – Başka değil, sadece bir tek çığlık olmuş, derhal hepsi toplanmış huzurumuza getirilmişlerdir.

54 – Artık bugün hiç kimseye zerre kadar zulmedilmez. Ancak yaptıklarınızın cezasını çekeceksiniz.

55 – Gerçekten cennetlik olanlar bugün bir meşguliyet içinde zevk etmektedirler.

56 – Kendileri ve eşleri gölgelerde koltuklar üzerine kurulmuşlardır.

57 – Onlara orada bir meyve vardır. İsteyecekleri her şey onlarındır.

58 – (Onlara) Rahîm olan Rab’den “selâm” sözü vardır.

59 – Ey günahkârlar! Bugün siz bir tarafa ayrılın.

60-61 – “Ey Âdemoğulları! Şeytana tapmayın, o size apaçık bir düşmandır ve bana kulluk edin, doğru yol budur, diye size and vermedim mi?” (buyurulacak)

62 – Böyle iken o sizden birçok nesilleri yoldan çıkardı. Ya o zaman düşünmüyor muydunuz?

63 – İşte bu size vaad edilen cehennemdir.

64 – Bugün yaslanın ona bakalım inkâr ettiğiniz için.

65 – Bugün biz onların ağızlarını mühürleriz de neler kazandıklarını bize elleri söyler, ayakları da şahitlik eder.

66 – Hem dileseydik gözlerini üzerinden silme kör ediverirdik de yola dökülürlerdi. Fakat nereden görecekler?

67 – Yine dileseydik oldukları yerde kılıklarını değiştirirdik de ne ileri gidebilirlerdi, ne de geri dönebilirlerdi.

68 – Bununla beraber kimin ömrünü uzatıyorsak, yaratılışta onu (güç ve kuvvetini alarak) tersine çeviriyoruz. Hâlâ akıllanmayacaklar mı?

69 – Biz ona şiir öğretmedik. Bu ona yaraşmaz da… O sadece bir öğüt ve apaçık bir Kur’ân’dır.

70 – (Bu), diri olanları uyarmak ve kâfirlere de azab sözünün hak olması içindir.

71 – Şunu da görmediler mi: Biz onlar için kudretimizin meydana getirdiklerinden birtakım hayvanlar yaratmışız da onlara sahip bulunuyorlar.

72 – Onları, kendilerinin hizmetine vermişiz de, hem onlardan binekleri var, hem de onlardan yiyorlar.

73 – Onlarda daha birçok menfaatleri ve türlü içecekleri de var. Hâlâ şükretmeyecekler mi?

74 – Onlar, Allah’tan başka birtakım ilâhlar edindiler. Güya yardım olunacaklar.

75 – Onların, onlara yardıma güçleri yetmez. Kendileri ise onlar için bazı askerlerdir.

76 – O halde onların sözleri seni üzmesin. Biz onların içlerini de biliriz, dışlarını da.

77 – İnsan, kendisini bir damla sudan yarattığımızı görmedi mi de, şimdi apaçık bir hasım kesildi?

78 – Yaratılışını unutarak bize bir de mesel fırlattı: “Kim diriltecekmiş o çürümüş kemikleri?” dedi.

79 – De ki: “Onları ilk defa yaratan diriltecek ve o her yaratmayı bilir.”

80 – Size o yeşil ağaçtan bir ateş yapan O’dur. Şimdi siz ondan tutuşturmaktasınız.

81 – Gökleri ve yeri yaratan, onlar gibisini yaratmaya kâdir değil midir? Elbette kâdirdir. Çünkü o her şeyi yaratandır, her şeyi bilendir.

82 – O’nun emri, bir şeyi dileyince ona sadece “Ol!” demektir. O da hemen oluverir.

83 – O halde her şeyin mülkü ve tasarrufu (hükümranlığı) elinde bulunan Allah’ın şanı ne yücedir. Siz de yalnız O’na döndürüleceksiniz.

Yasin Suresi Okunuşu Video

 

Yasin Suresi Arapça

Yasin Suresi Arapça 1. Sayfa

Yasin Suresi Arapça 2. Sayfa

Yasin Suresi Arapça 3. Sayf

Yasin Suresi Arapça 4. Sayfa

Yasin Suresi Arapça 5. Sayfa

Yasin Suresi Arapça 6. Sayfa

admin

Yorum Ekle

Yorumunuzu buraya yazabilirsiniz

error: Sağ tuş Devre dışı bırakıldı !!