Dini Hikayeler

Selman-ı Farisi (R.A.)’den Büyük Nasihat

onlar bu dinin sıkıntısını çektikleri ve hayatlarını dinleri uğruna feda ettikleri halde bu kadarcık mala sahip olmaktan dolayı Allah’a karşı utanırlarken

Selman-ı Farisi R.A. Hazretleri sahabe-i Kiramın büyüklerinden ve peygamber efendimizin “Selman Benim Ehli Beytimdendir” övgüsüne mazhar olduğu mübarek bir zattır.

Selman-ı Farisi Hazretleri bir gün hastalanmıştı. Saad Bin Ebi Vakkas R.A. Hazretleri kendisini görmeye gitti. Selman-ı Farisi R.A. Hazretlerinin ağladığını gördü ve sordu;

  • Ya Selman! Niçin Ağlıyorsun, Rasul-i Zişan efendimiz senden razı olduğu halde ahirete gitmiştir. Yoksa ölümün aklına geldi de ona mı ağlıyorsun?

 

Selamn-ı Farisi R.A.

  • Ya Saad! Ben ne öleceğim için, ne de dünyaya olan hırsımdan dolayı ağlamıyorum. Peygamber efendimiz buyurdular ki, “sizden birinizin azığı, bir binicinin azığı kadar olsun” halbuki benim çevre yanımda bu kadar eşya var. Halim nice olur? Onun için ağlıyorum. Dedi

 

Saad Bin Ebi Vakkas R.A. buyuruyorlar ki, dört yanıma bakındım ve Selman-ı Farisi R.A.’ın odasında bir ağaç çanakla, bir su tulumundan başka bir şey göremedim. Merakımdan sordum;

  • Ya Selman! Burada ne var ki ağlıyorsun?

İçini çekerek bana şu cevabı verdi;

  • Ya Saad! Allah’ü Teala’dan utanıyorum

 

Peygamber efendimiz (S.A.V.) “ashabım gökteki yıldızlar gibidir, hangisine tabi olursanız kurtulursunuz” buyurmuşlardır. Selman-ı Farisi R.A. hazretleri de onun parlak sahabelerinden birisidir. Peygamber efendimize bu kadar yakın olmuş, onun sevgisini kazanmış ve buna rağmen bu kadarcık malından dolayı Allah’tan utanıyorum buyurmuşlardır.

Buradaki hadise çok ibretliktir. Çünkü onlar bu dinin sıkıntısını çektikleri ve hayatlarını dinleri uğruna feda ettikleri halde bu kadarcık mala sahip olmaktan dolayı Allah’a karşı utanırlarken, bizlerin bu kadar varlık içerisinde Allah’a karşı utanmak şöyle dursun şükrünü eda etme derdine bile düşmezsek kendimize çok yazık etmiş oluruz.

Elbette Cenab-ı Hak kullarına karşı sonsuz merhamet sahibidir. Dünyayı ve içindekileri yaratan ve onları kullarının hizmetine veren O’dur. Ancak bu durum, kulların kendilerine bu imkanı vereni unutmalarını gerektirmez.

Malın şükrünü eda etmenin yolu

İşte bu nedenledir ki, eğer bir kulun kendisine verilen malın, imkanın, her türlü varlık ve nimetlerin şükrünü eda etmesinin yolu ancak ve ancak öncelikle verilen malın zekatını, verilmesi gereken doğru yere vermektir. Bundan sonra Allah’ın dini için harcamaktan geri durmamak, bolca sadaka vermek ve cömertlik etmekten uzak durmamaktır.

Ancak kul sadece zekat vermekle yetinir ve bununla kulluk vazifemi yaptım diye kendisini avutacak olur ve hele de zekat verdiği yer o zekatı tam anlamı ile hak etmeyen yer olursa vay o kişinin haline…

Bir kul ben zekatımı verdim benden vebal gitti diye düşünemez. Verdiği yere ulaştı mı bunu da takip etmelidir.

Netice

Günümüzde imkana sahibi olan insanlar oldukça fazladır. Buna mukabil zekata muhtaç olan da fazladır. Eğer, Rasulüllah’ın sahabesi iki parça mala sahip olmaktan dolayı Allah’a karşı utanıyorsa ve bizler bu kadar imkan içerisinde olduğumuz halde boynumuzun borcu olan zekatı vermekten geri duruyor, Allah yolunda harcama yapamıyor, sadakalar verip cömertlikte bulunamıyorsak. Ahirette değil Allah’ın, değil Rasülüllah’ın onun ashabının huzuruna bile çıkamaz, onların yüzlerine bile bakamayız

Dua

Hazreti Allah bizleri, verdiği nimetlerin farkında olan kullarından olmayı nasip etsin. Verdiği nimetlerin şükrünü eda etmeyi, zekatını tam vermeyi, Allah yolunda harcamayı, sadaka verip hayrı hasenatlar da bulunmayı, Allah için cömertlikte bulunmayı bizlere kolaylaştırsın ve bu büyük nimeti bizlere nasip etsin…

Etiketler
error: Sağ tuş Devre dışı bırakıldı !!