Adaplar

Selam Verme Adabı

Selam verme adaplarından birisi de bir cemiyete girdiğinde selam vermek olduğu gibi oradan ayrılırken de selam vermektir. Çünkü böyle yapmak oradan ayrıldıktan sonra oradakilerin sevap ve iyiliklerine ortak olmaya vesiledir.

Dinimizde selam vermenin çok hususi bir yeri vardır ve her Müslümanın selam verme adabı ve selam alma adabı hakkında bilmesi gereken zaruri bilgiler vardır. Maalesef bu bilgiler eksik olduğunda kişi din kardeşi hakkında yanlış düşünceye sahip olabilmekte ve hatta onun aleyhinde kötü düşünebilmekte veya kötü konuşabilmektedir. Örneğin yemek yemekte olan kişiye aslında selam vermek doğru değildir. Bunu gibi selam verilmesi doğru olmayan yerler vardır ki biz bunları ayrı bir yazıda ele almayı düşünüyoruz. Selam verilmemesi gereken birine selam verildiğinde eğer o kişi selamı almazsa almayan kişi sorumlu olmaz. Ancak bunu bilmeyen kişi selamımı almadı diye yanlış düşünür. Halbuki yanlış olan onun selam vermesidir.

Sözü fazla uzatmadan selam vermenin adaplarına geçelim;

Bir Müslümanın tanıdığı, tanımadığı her Müslümana selam vermesi gerekir. Çünkü selam sevgi ve muhabbeti artırır. Gün içinde tekrar-tekrar karşılaşsalar bile her seferinde selam vermek gerekir. Hatta bu hususta yazılmış eserlerde belki bazılarımıza göre abartılı gelecek ama iki Müslüman yolda yürürlerken aralarına ağaç vs. girse bile tekrar selam vermek teşvik edilmiştir. Çünkü böyle yapmak kardeşi hakkında rahmete vesile olur.

Erkekler kadınlara selam vermez ancak kadınlar erkeklere selam verirse erkek kadının selamını almalıdır.

Herhangi bir meclise girildiğinde oradakilerin rahatça işitebileceği yükseklikte selam verilmelidir. Aynı şekilde kendisine verilen selamı alırken de yüksek sesle karşıdakinin rahatça duyabileceği şekilde selam almalıdır ki, karşı tarafa selamı aldığını böylece duyurmalıdır.

Selam vermenin manası kişinin selam verdiği din kardeşine onun malına, canına ve ırzına zarar vermeyeceğini ahdetmektir. Bu nedenledir ki, bir kişi din kardeşine hem selam verir yani selamla ona ahid vermiş olur ve buna rağmen onun canına, nalına veya ırzına herhangi bir zarar verirse vereceği zararın günahı daha büyük yazılır.

Selam vermede adap, karşılaştığı kişilere önce selam vermektir. Çünkü önce selam vermek tevazuya daha yakın, karşı tarafın selam vermesini beklemekse kibre daha yakındır.

Kişinin eve girdiğinde ev halkına selam vermesi adaptandır. Hatta içerisinde kimse olmayan boş eve girdiğinde bile selam vermek gerekir. Boş eve selam şöyle verilir; “Esselamü Aleyna ve ala i’badillahis-salihin” işte bu selamı oradaki melekler alırlar.

Selam verme adaplarından birisi de bir cemiyete girdiğinde selam vermek olduğu gibi oradan ayrılırken de selam vermektir. Çünkü böyle yapmak oradan ayrıldıktan sonra oradakilerin sevap ve iyiliklerine ortak olmaya vesiledir.

Selam vermenin tam şekli; “esselamü Aleyna ve ala ibadillahis-salihin” demektir. Kısaca “selamün aleyküm” diye de söylenebilir. Almanın tam şekli ise “ve aleykümüsselam ve rahmetullahi ve beraketühü” demektir. Kısaca “ve aleyküm selam” da denilebilir.

Yahudiler selam verirken parmakları ile işaret ederler, hıristiyanlar ise elleri ile işaret ederler. Bu nedenden dolayı selam verirken eliyle veya parmağı ile işaret etmek doğru değildir.

İçlerinde Müslümanların da bulunduğu bir topluluğa selam vermekte bir sakınca yoktur. Ancak Müslüman olmayan birisine de İslam adabına göre selam vermek doğru değildir. Bu nedenle Müslüman olmayana selam vermek gerektiğinde en doğru olan “esselamü ala menit-tebe’al hüda” demektir. Sadece “selam” demek te olabilir ancak niyetinde selamı ona vermek olmazsa o zaman böyle söyleyebilir. Aynı şekilde Müslüman olmayan birisi bir Müslümana selam verecek olursa o zaman karşılık olarak sadece “ve aleyküm” denilmelidir…

Küçük olsun büyük olsun, karşıdaki insanlar az olsun veya çok olsun selam vermelidir.

Bir başkasına ulaştırmak için alınan selam kişinin üzerinde bir emanettir. Gittiği yere ulaştığında ilk yapması gereken öncelikle onu sahibine ulaştırmaktır.

Kişinin sadece tanıdıklarına selam verip tanımadıklarına selam vermemesi kıyamet alametlerindendir. Bu nedenle tanıdığı tanımadığı herkese selam vermek gerekir.

Bir kişiye selam verdikten sonra bunu musahafa (tokalaşma) ile tamamlamalıdır. Çünkü bu sevgi ve muhabbeti artırır. Musahafa ederken elini çekmekte acele etmemek gerekir.

Kitaplarımızda uzak yoldan kişi geldiğinde onunla musahafalaşırken elini boynuna koymak yani kucaklaşmak tavsiye edilmektedir. Ancak öpmek doğru değildir. Ona karşı eğilmek te aynı şekilde doğru olmayan hareketlerdendir.

Selam verdikten sonra “nasılsınız, merhaba, afiyettesiniz inşallah” gibi cümlelerle hal – hatır edilir, karşıdaki kişinin ise “iyiyim, Allah’a hamdolsun, afiyetteyim” gibi mukabelede bulunması gerekir.

Buraya kadar saydığımız hususlar selamlaşma adabıdır. Farklı kaynaklarda ufak tefek farklı detaylar bulunsa da asıl olan burada anlatılanlardır. Konu ile alakalı farklı yazılarımız da olacaktır.

Etiketler

admin

Yorum Ekle

Yorumunuzu buraya yazabilirsiniz

error: Sağ tuş Devre dışı bırakıldı !!