Dini Hikayeler

Günahtan Tövbe Eden Günah İşlememiş Gibidir

“boş ver canım ölmeden önce tövbe ederiz…” gibi düşüncelere dalarak yani şeytanın bu vesvesesine kulak vererek tövbeyi terk etseydi muhtemelen tövbe nasip olmazdı.

(Tövbe kelimesi Türkçe olup Arapça aslı “Tevbe”dir. Sitemizde Türkçe kullanımına dikkat edilmeye çalışıldığı için kelimeyi Türkçeye uygun olarak tövbe şeklinde ifade edeceğiz)

Günah, Allah’ın (C.C.) işlenmesini yasakladığı işlerdir. İnsanın kendisini yoktan var eden rabbine günah işlemesi kadar çirkin bir şey yoktur. Ancak bununla beraber insanlar günah işlemekten de beri (uzak) değillerdir. Nefsine ve şeytana uyup günah işleyen kişinin işlediği günahın farkına vardıktan sonra tövbe edip Allah’tan af dilemesi gerekir. Af olunmayan günahlardan dolayı Allah’ın azabından korkarız. Hazreti Allah ihlasla yapılan tövbeleri kabul eder ve İhlasla yapılan tövbenin sahibi sanki o günahı hiç işlememiş gibidir.

 

Zina İşleyen Kadın

İsrailoğuları zamanında güzelliği ile nam salmış fahişe (zinakar) bir kadın vardı. Evinin kapısını sürekli olarak açık tutan bu kadını yolda geçenler yatağının üstünde otururken görebiliyorlardır. Onunla beraber olmak isteyenlerin on altın vermesi gerekiyordu. Ancak az verenler yanında az kalıyor çok verenler ise onunla daha uzun zaman geçiriyordu.

 

Kapısının Önünden Geçen Abid Kul

Bir gün bu kadının evinin önünden abid bir zat geçti. (Abid; Allah’a ibadette devamlı olan kul) bu abid kadını yatağının üzerinde tüm güzelliği ile görünce birden ona karşı şehevi hisler duyarak kendini ona kaptırdı. Düşüncesinin yanlışlığını bilse de, nefsi ile mücadele etse de kadının güzelliği karşısında nefsine yenik düşerek onunla birlikte olmak istedi.

Daha sonra kadınla birlikte olmanın ücretini temin etmek için yanında bulunan değerli eşyaları satıp on altın alarak kadının yanına geldi. Kadın altınları yanındaki hizmetçilere vererek ona randevu verilmesini istedi.

 

Randevu Günü Geldiğinde

Abid sabırsızlıkla randevu gününü bekledi ve randevu saati geldiğinde kadının evine gitti. Kadın onun için hazırlanmış olduğu halde yatağın üzerinde onu bekliyordu. Adamı kendisine çağırdı. Abid kadının üzerine doğru uzandı…

 

Allah’ın Yardımı Ulaştı

Abidn kadının üzerine uzandığında Allah’ın (C.C.) rahmeti önceki ibadetlerinin bereketi ile kalbinden şöyle geçirdi;

  • Beni yoktan var eden Allah (C.C.) şimdi arş-ı a’la’dan beni görüyor. Bense haram bir fiil işlemekteyim. Yapmakta olduğum bu kötü iş benim bütün günahlarımı silip bitirdi.

Bu düşüncelerle birlikte adamın kalbine bir korku girdi ve adeta bütün vücudu korkudan titremeye başladı, rengi attı. Adamın bu halini gören kadın neler olduğunu sordu. Adam cevaben;

  • Ben rabbimden korkuyorum, izin ver de buradan çıkayım. Dedi

Kadın Öfkeyle Adamın Günaha Devam Etmesini İstedi

Adamın bu cevabı üzerine kadının canı sıkılarak adama öfkelendi ve çıkıştı

  • Yazık be sana! Niceleri senin elde ettiğine kavuşmayı nasıl arzuluyor sen biliyor musun? Sana ne oldu da böyle davranıyorsun? Diye sordu. Bunun üzerine adam,
  • Ben Allah’tan korkuyorum. Sana verdiğim para helal hoş olsun, yete ki benim buradan çıkmam izin ver. Diye karşılık verdi. Kadın,
  • Sanki sen şimdiye kadar bu işi hiç yapmamış gibisin? Dedi. Adam,
  • Evet, hiç yapmadım. Dedi,

 

Kadın ondan adını ve nereli olduğunu söylemesi şartıyla izin vereceğini söyledi. Adam da adını ve nereli olduğunu söyledi ve ahlana vahlana kadının yanından çıktı.

 

Kadının kalbine giren korku (O’nun Allah’ı Benim de Allah’ım…)

Adam kadının yanından uzaklaşırken duyduğu pişmanlık, ağlayarak üzüntü içinde oradan ayrılması kadını çok etkiledi ve kadının kalbine bir korku girdi. Kendi kendine şöyle düşünmeye başladı;

  • Bu adam ilk defa böyle bir günah işlemeye teşebbüs etmesine rağmen daha günahı işlememişken hissettiği korkuya bir bak! Ben ise bu günahı senelerdir zevkle işlemekteyim. Halbuki, O’nun kendisinden korktuğu Allah benim de Allah’ımdır. O halde ben ondan çok daha fazla korkmalıyım dedi ve tövbe etti…

Tövbe ile gelen güzellikler…

Kadın tövbe ettikten sonra artık evinin kapısını bu işe kapattı ve mü’mine bir hanıma yakışır kıyafetler giyerek Alla’tan affını isteyip ibadete başladı. Bir süre böylece Allah’a ibadete devam ettikten sonra şöyle düşündü; “şayet o abidin yanına gidersem belki benimle evlenir ve devamlı benimle birlikte olur da ben de ondan dinimi ve rabbimi öğrenirim. Allah’a karşı kul olmakta böylece benim yardımcım olur.”

Kadın abidin bulunduğu köye gidiyor

Hemen yol hazırlıklarına başlayan kadın yanına birçok değerli mallarını ve hizmetçilerini alarak abidin köyünün yolunu tuttu. Abidin köyüne ulaştığında köylülerden birine abidin adını söyleyerek kendisini ona götürmelerini istedi. Köylüler abidi bulup bir kadının kendisini çağırdığını söylediler. Adam kendisini çağıran kadını merak ederek onun yanına gitti.

Kadını tekrar karşısında gören abid

Abid kadının karşısına geldiğinde kadın kendisini tanıması için yüzündeki örtüyü açtı. Kadın örtüyü açınca abid onu hemen tanıdı ve aralarında geçen hadiseyi hatırlayarak utancından feryat ederek can verdi. Kadın ve köylüler hayretler içinde orada kalakaldılar.

Daha sonra kadının köye geliş niyetini öğrenen köylüler kadına şöyle bir teklifte bulundular;

  • Bu adamın bir kardeşi var. O da abid birisidir. Ancak ne var ki seninle evlenebilmek için hiçbir malı yoktur. İstersen seni onunla evlendirelim dediler. Kadın,
  • Malının olmamasının hiçbir kıymeti yok. Benim malım oldukça fazladır. Evlenmemize ve işini kurup düzenimizi alıncaya kadar uzun süre bize yeter onunla evlenmek isterim dedi.

Kadınla abidin kardeşi evlendiler ve bu evlilikten yedi çocuk dünyaya geldi. Bu çocukların her biri de İsrailoğulları’na önderlik yapan saygın insanlar oldular. (Allah’ü E’lem…)

 

Nasihat

Yukarıda anlatılan hadiseden çıkarılacak çok ders vardır. Biz sözü fazla uzatmamak için başlığımızda işaret ettiğimiz husustan devam etmek istiyoruz. Kişinin günahı ne kadar fazla ve büyük olursa olsun unutmamalıdır ki, Allah’ın rahmeti daha geniştir. Ancak Allah’ın rahmetinin genişliği kulu aldatıp onu günaha teşvik etmemelidir.

 

Tövbe fırsatı ele geçmeyebilir

“Canım Allah’ın rahmeti nasılsa geniş, tövbe eder bütün günahlarımızdan kurtuluruz” düşüncesiyle kişinin günaha dalması da büyük bir gaflet ve tehlikedir. Çünkü yukarıdaki kıssadaki kadın nefsine ve şeytana uymuş ancak abidin ikazından sonra hatasını anlayınca hatasından vazgeçmiş ve tövbe ederek Allah’tan affını dilemiştir. Eğer böyle yapmayıp ta “boş ver canım ölmeden önce tövbe ederiz…” gibi düşüncelere dalarak yani şeytanın bu vesvesesine kulak vererek tövbeyi terk etseydi muhtemelen tövbe nasip olmazdı.

Dua…

Hazreti Allah işlediğimiz günahların farkına varıp biran evvel bu hatalarımızdan dönerek günahlarımıza tövbe etmeyi nasip eylesin.

Etiketler
error: Sağ tuş Devre dışı bırakıldı !!